Arşiv

Posts Tagged ‘İslam’

Ne İçin Savaşıyoruz

21 Ekim 2009 Yorum yapın
aşağıdaki haberi okuyun:
İşte İslam düşmanlığı
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, Müslüman din görevlileri üzerindeki baskılar bitmek bilmezken, sistematik bir şekilde uygulanan dinsizleştirme politikası camilere de uzandı. Kıbrıs’ın Lefkoşe, Girne, Magosa gibi önemli kentlerinde bulunan tarihi Osmanlı camilerinin birçoğu meyhane ve içkili lokantaların işgali altında.
MURAT ALAN’ın haberi…
KKTC Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, para kazanmak için kimi caminin bahçesini, kimisinin ise külliye ve hatta cami duvarlarını dahi meyhanelere peşkeş çektiği ortaya çıktı.
Magosa’daki tarihi Lala Mustafa Paşa, Girne’de bulunan Caferağa ve Lefkoşe’deki Selimiye Camilerinin bahçe ve külliyeleri, Kıbrıs Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yasadışı bir şekilde, sırf para kazanmak için içkili kafe ve meyhanelere kiraya verildi. Vatandaşın ve din görevlilerinin bütün şikayetlerine rağmen geri adım atılmayan uygulama yüzünden, ismi geçen camilerde namaz vakitlerinde namaz dahi kılınamadığı ortaya çıktı. Kıbrıs Din Görevlileri Sendikası Başkanı Mehmet Dere ise, camii avlusunda ve bahçesinde böyle bir şeyin olmasını bir türlü içlerine sindiremediklerini belirterek yetkilileri göreve çağırdı.
YAHUDİ’YE HER TÜRLÜ KOLAYLIK VAR
Müslüman Türk halkının kanlarıyla elde ettiği toprakları Filistin’de yaptıkları gibi dönüm dönüm satın alarak ele geçirmeye çalışan Yahudi gruplara cemaat tanımlamasında bulunan Kıbrıs Hükümeti, adada bulunan Yahudi ve Hıristiyan azınlığa her türlü kolaylığı gösterirken, Müslümanların dini mabetlerini ise içkicilere peşkeş çekiyor.
Lefkoşe’de 1571′de yapılan tarihi Selimiye Camii külliyesinde bulunan meyhane, arsızlığın bu kadarına da pes dedirtiyor. Cami külliyesi ve bahçesinin bir bölümü Kıbrıs Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Galif Meyhanesi isimli içkili bir restorana kiraya verildi. Restoran külliyeye yerleştikten sonra ilk iş olarak külliye duvarına kocaman tabelalar koydu. Bahçeye kurulan ses sistemiyle de dışarıdaki masalara müzik yayını yapmaya başlanması ise bardağı taşıran son damla oldu. Cami cemati ve din görevlilerinin tüm şikayetlerine rağmen gelir getirdiği gerekçesi ile KKTC’li yetkililer kira sözleşmesini iptal etmiyor.
GİRNE VE MAGOSA’DA DA DURUM FARKSIZ
Girne ve Magosa’da bulunan tarihi camilerin durumu da başkent Lefkoşe’yi aratmıyor. Magosa’daki tarihi Lala Mustafa Paşa ve Girne’de bulunan tarihi Caferağa Camii de içkili kafeteryalarla çevrilmiş durumda. Girne’deki Caferağa Camii duvarını dahi işgal eden içkili müzikhol, işi bir adım daha öteye götürerek camii duvarlarına şarkıcıların resimlerini çakmaktan dahi çekinmiyor. Camide ayyaşların verdiği sıkıntı yüzünden aylardır akşam ve yatsı namazının kıldırılmadığı belirtildi.
Magosa’nın en eski camisi olan Lala Mustafa Paşa Cami bahçesi de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün izni ile içki servisi yapan bir kafeye kiraya verildi. Kafe ise cami girişine dahi masa ve şemsiye koyarak içki servisini neredeyse içeri taşımaya başladı.
Daha önce de böyle bir haber olmuştu. Lefkoşa’daki camiinin içinde millet içkili kokteyl veriyor. Neymiş efendim camiiyi evlendirme sarayı yapmışlar, içki verilmesi normalmiş. Bu vatan evlatlarının kan verdiği Kıbrıs sahillerinde, kumarhaneler ve barlar var. Şimdi burada ölen vatan evlatlarına biz şahit diyebilir miyiz? Şehitlik Allah’ın kelamını yaymak için ölen kimseye verilen bir paye bunun tam tersini yapan kimseye verilen bir paye değil. Barlar kurulsun, kumarhaneler açılsın, camilerimiz meyhanelere dönüştürülsün diye mi, fedakarlık yapıp vatan evlatlarını ölüme göndereceğiz. Buyrun size laik devlet, laik ordu. Tamam ben laikim, dinsizim doğrusu budur diyorsanız sizin bileceğiniz iştir, ancak bu vatan evlatlarını ölüme gönderirken şehit olacaksınız diyerek kandırmayı kabul etmiyorum. Şehitlik bizim dinimizde var, sizin dininizde yok. Kimseyi kandırmayın.

ilk önce aşağıdaki haberi okuyun:

İşte İslam düşmanlığı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, Müslüman din görevlileri üzerindeki baskılar bitmek bilmezken, sistematik bir şekilde uygulanan dinsizleştirme politikası camilere de uzandı. Kıbrıs’ın Lefkoşe, Girne, Magosa gibi önemli kentlerinde bulunan tarihi Osmanlı camilerinin birçoğu meyhane ve içkili lokantaların işgali altında.

MURAT ALAN’ın haberi…

KKTC Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, para kazanmak için kimi caminin bahçesini, kimisinin ise külliye ve hatta cami duvarlarını dahi meyhanelere peşkeş çektiği ortaya çıktı.

Magosa’daki tarihi Lala Mustafa Paşa, Girne’de bulunan Caferağa ve Lefkoşe’deki Selimiye Camilerinin bahçe ve külliyeleri, Kıbrıs Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yasadışı bir şekilde, sırf para kazanmak için içkili kafe ve meyhanelere kiraya verildi. Vatandaşın ve din görevlilerinin bütün şikayetlerine rağmen geri adım atılmayan uygulama yüzünden, ismi geçen camilerde namaz vakitlerinde namaz dahi kılınamadığı ortaya çıktı. Kıbrıs Din Görevlileri Sendikası Başkanı Mehmet Dere ise, camii avlusunda ve bahçesinde böyle bir şeyin olmasını bir türlü içlerine sindiremediklerini belirterek yetkilileri göreve çağırdı.

YAHUDİ’YE HER TÜRLÜ KOLAYLIK VAR

Müslüman Türk halkının kanlarıyla elde ettiği toprakları Filistin’de yaptıkları gibi dönüm dönüm satın alarak ele geçirmeye çalışan Yahudi gruplara cemaat tanımlamasında bulunan Kıbrıs Hükümeti, adada bulunan Yahudi ve Hıristiyan azınlığa her türlü kolaylığı gösterirken, Müslümanların dini mabetlerini ise içkicilere peşkeş çekiyor.

Lefkoşe’de 1571′de yapılan tarihi Selimiye Camii külliyesinde bulunan meyhane, arsızlığın bu kadarına da pes dedirtiyor. Cami külliyesi ve bahçesinin bir bölümü Kıbrıs Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Galif Meyhanesi isimli içkili bir restorana kiraya verildi. Restoran külliyeye yerleştikten sonra ilk iş olarak külliye duvarına kocaman tabelalar koydu. Bahçeye kurulan ses sistemiyle de dışarıdaki masalara müzik yayını yapmaya başlanması ise bardağı taşıran son damla oldu. Cami cemati ve din görevlilerinin tüm şikayetlerine rağmen gelir getirdiği gerekçesi ile KKTC’li yetkililer kira sözleşmesini iptal etmiyor.

GİRNE VE MAGOSA’DA DA DURUM FARKSIZ

Girne ve Magosa’da bulunan tarihi camilerin durumu da başkent Lefkoşe’yi aratmıyor. Magosa’daki tarihi Lala Mustafa Paşa ve Girne’de bulunan tarihi Caferağa Camii de içkili kafeteryalarla çevrilmiş durumda. Girne’deki Caferağa Camii duvarını dahi işgal eden içkili müzikhol, işi bir adım daha öteye götürerek camii duvarlarına şarkıcıların resimlerini çakmaktan dahi çekinmiyor. Camide ayyaşların verdiği sıkıntı yüzünden aylardır akşam ve yatsı namazının kıldırılmadığı belirtildi.

Magosa’nın en eski camisi olan Lala Mustafa Paşa Cami bahçesi de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün izni ile içki servisi yapan bir kafeye kiraya verildi. Kafe ise cami girişine dahi masa ve şemsiye koyarak içki servisini neredeyse içeri taşımaya başladı.

Daha önce de böyle bir haber olmuştu. Lefkoşa’daki camiinin içinde millet içkili kokteyl veriyor. Neymiş efendim camiiyi evlendirme sarayı yapmışlar, içki verilmesi normalmiş. Bu vatan evlatlarının kan verdiği Kıbrıs sahillerinde, kumarhaneler ve barlar var. Şimdi burada ölen vatan evlatlarına biz şehit diyebilir miyiz? Şehitlik Allah’ın kelamını yaymak için ölen kimseye verilen bir paye bunun tam tersini yapan kimseye verilen bir paye değil. Barlar kurulsun, kumarhaneler açılsın, camilerimiz meyhanelere dönüştürülsün diye mi, fedakarlık yapıp vatan evlatlarını ölüme göndereceğiz. Buyrun size laik devlet, laik ordu. Tamam ben laikim, dinsizim doğrusu budur diyorsanız sizin bileceğiniz iştir, ancak bu vatan evlatlarını ölüme gönderirken şehit olacaksınız diyerek kandırmayı kabul etmiyorum. Şehitlik bizim dinimizde var, sizin dininizde yok. Kimseyi kandırmayın.

Bu yazıyı tamamladıktan sonra bir arkadaştan bu konuyla ilgili bir mesaj aldım, o yüzden konuyu tekrar açmam gerekti:

İslam’a inanmayan bir kimse benimle tartışmaya girebilir, örneğin yemeklerden sonra bir kadeh şarap sağlık için çok faydalıdır, diyebilir veya domuz eti eskiden sağlığa zararlıymış, şimdi bunun önlemleri alındığı için kolestrol dışında sağlığa zararlı bir etkisi yok üstelik diğer sığır ve koyuna göre üretim maliyetleri çok düşük olduğu için falan filan…

Şimdi benim bunlara verebileceğim yine akli bazı argümanlarım olabilir buna rağmen onun iddialarını tamamen çürütemem. Bu durumda akıl bizi ortak bir cevaba götüremez. O yüzden daha fazla tartışmanın bir anlamı da kalmaz.

Kıbrıs’taki adamlar dini mekanı meyhane veya benzeri bir şey yapmışlar. Biraz saygısızlık gibi duruyor, biraz bozulurum ama kendi bilecekleri iş, adam diyebilir ki, boş duruyordu, israf günahtır, yeni bir yer inşaa etmektense kullanılmayan israf olan bir yeri hayata geçirdim. Ne diyebilirsin? Ülke onun tasarruf onun. Beni üzer ama adam bunu yapmakta hakkı var.

Fakat işin rengi ne zaman değişiyor. Adam diyor ki, ben müslümanım içki faydalıdır, domuz eti yiyebilirsin, gönül rızası ile olduktan sonra zina yapabilirsin falan. Tamam sen inanmıyorsan bunları savunabilirsin ama hem müslümanım hem de bunlar mübah dersen olmaz. Bu durumda sen ya yalan söyleyip beni kandırmaya çalışıyorsun, ya bilgisiz ve cahilsin ya da akli melikelerini yitirmiş durumdasın ve kendini bilmiyorsun.

İşte Türkiye Cumhuriyet’i şu anda bu durumda. Şehit verdik diyor, şehit verilen yerlere gazino yapıyor, kumarhane yapıyor, zinayı serbest hale getirip Allah’ın huzurunda yapılan imam nikahını suç kabul ediyor. Şehitlik İslam’ın getirdiği bir mevhum ancak Allah’ın kelamını yaymak için ölen kimselerin hak ettiği bir mertebe, yoksa İslam’ın hoş görmediği kanun ve adetler için çarpışır ve ölürseniz Allah bu konuda size hiç bir şey vaad etmiyor. Kısaca şöyle söyleyeyim, laik devletlerde böyle bir mertebe olamaz. Kimseyi kandırmasınlar.

Tekrar vurguluyorum herkesin inancı kendine, herkesin kendi inancını savunma ve taraftar bulma hakkı var ancak bunu yaparken yalan söylemeyin, kendinizi veya inancınız olduğundan başka bir şeymiş gibi göstermeye çalışmayın. Müslümansanız müslümanlığınızı bilin, müslüman değilseniz müslüman olmadığınızı bilin. Kendinizi bilirseniz mesele yok. Mesele ben müslümanım deyip de İslam’da olmayan inanış tarzlarını hala hazırda konuyu bilmeyenlere itelemeye başladığınızda başlıyor.

Domuz etini veya içkiyi ortak akıl kötü kabul etmeyebilir ancak kandırmayı, yalanı doğru gibi göstermeyi ortak akıl kötü olarak görür. Eğer beni veya iyi niyetli vatanı için ölmekten kaçınmayan kimseleri kendi menfaatleriniz uğruna kandırmaya çalışıyorsanız, benim de size söyleyeceğim bir sözüm var: Kendinizi bilin. Müslüman değilseniz, müslüman değilsiniz dünyanın sonu gelmedi ya. Bununla yaşayın.

Categories: genel Etiketler:, ,
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.