Ana Sayfa > politika > TSK Nasıl Adam Olur?

TSK Nasıl Adam Olur?

Beni şahsen tanıyan ve yazılarımı takip edenler, çok uzun zamandan beri TSK ile davalı olduğumu bilirler. Bu son olaylar yaşanmadan belki taa gençliğimden beri, TSK’nın içindeki hakim fakat yanlış zihniyete karşı mücadele vermekteyim. TSK’ya yapmış olduğum eleştiriler yüzünden çoğu zaman vatan haini damgası yedim ama Allah büyüktür kimin vatan haini, kimin vatana hayırlı olduğunu size gösterecektir. Bu dünyada bunu idrak edemeseniz bile, öbür tarafta mutlaka idrak edersiniz, inancımca.

TSK’de bir takım bozukluklar olduğunu ben seneler önceden fark etmiştim. TSK kendi içindeki bu bozuklukları tasfiye etmektense eskale (yükseltmeyi) etmeyi tercih etti. Bugün gelinen manzara ortadır. Ancak bir çok yazar ve kişi olayın tam vehametinin farkında değildir veya bunu da bu şekilde geçiştirmeye çalışmaktadır. Bugün için istenen Genel Kurmay Başkanı’nın istifasıdır. Ancak tek bir istifa hiç bir şeyi çözemeyecektir. Aşağıda bazı gazetelerin yazarlarının bu konudaki kısa görüşleri var. Oktay Ekşi’yi dar görüşlü bulmama rağmen, bu seferki yazısını beğendiğim için en başa koyuyorum:

Oktay Ekşi (Hürriyet): “Topun tüfeğin yenemeyeceği tek güç vardır. Ona ‘gerçek’ derler. O güç döner dolaşır bir gün kendisini kabul ettirir. Galiba Albay Dursun Çiçek imzalı belge konusunda döndük dolaştık, ‘gerçeğin kabul edilmesi gereken noktaya’ geldik. Ortaya çıkan gerçeklerin yasal ve ahlaki sonuçları ne ise herkes, onun gereğini yapmalıdır. Silahlı Kuvvetlerimiz, Türkiye’nin 1946′dan beri içinde bulunduğu ‘demokratik sistem’in gereklerine kendini artık uydurmalı ve ‘hesap sorulamazlık’tan, ‘hesap sorulabilirlik’ zeminine geldiğini kabul etmelidir.

Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak): Böyle bir skandal herhangi bir hukuk devleti düzeninde ordu komutanını derhal görevden alma ve ordunun içini hallaç pamuğu gibi atmakla sonuçlanırdı. Bir gün Türkiye de bunları görecek… Şu aşamada en azından Genelkurmay Başkanı’nın görevden alınması ya da istifa etmesi çok kişinin aklına geliyor ve çok kişiye meşru geliyor.

Ertuğrul Özkök: (Hürriyet): Acaba bütün bunlar “Nasılsa kimse bize bir şey yapamaz” duygusunun verdiği pervasızlık ve cüretle mi gerçekleştiriliyor? Hangisi olursa olsun, ortada Türk Ordusu açısından çok vahim ve marazi bir durum var demektir. Art arda gelen şu hatalara bakın. Cezalandırmak istediği erin eline, pimi çekilmiş el bombası verip 4 kişinin ölümüne yol açan subay kamuoyundan saklanmak isteniyor. Bir kız çocuğu tarlada ölüyor, suçlamalar yapılıyor. Bunun açıklaması günlerce sonra geliyor. Bir albayın hazırladığı darbe belgesi için komutan kendini angaje edip ‘kâğıt parçası’ diyor veya dedirtiliyor. Sonra belgenin aslı ortaya çıkıyor. Hangi ordu bu kadar üst üste vahim hatayı kaldırabilir?

Ahmet Altan (Taraf): Bizim ordu disiplinden tamamen kopmuş. Kendini “her türlü hukuksuz eylemi yapma hakkına sahip” sanıyor. Bizim ordunun her yanından “hukuksuzluk” fışkırıyor. Türkiye’nin yolunun açılması, gelişmesi ve çağdaşlaşması için ordunun siyasetten çekilmesi, askerlerin hukuk tarafından denetlenebilmesi gerekiyor.

Oral Çalışlar (Radikal): Belge, ordudaki yasadışı bir yapılanmayı, seçilmiş meşru iktidarları zor yoluyla devirmeyi amaçlayan bir komployu kanıtlar nitelikte bir belgedir. (…) Bu belgenin sorumluları yargıya hesap verecekler. TSK, ülkemiz demokrasisinin sınırları içine çekilecek ve asli görevine dönecektir.

Cengiz Çandar (Radikal): TSK’yı yıpratma kampanyası yok. TSK içindeki hukuksuzluk halinin böyle örtülmeye kalkışılmasıyla TSK yıpratılmış oluyor. TSK’yı yıpratmanın ve TSK’nın yıpranmasının önüne geçmek, hukukun önüne geçmemekle mümkün olacak. Mızrak çuvala sığmıyor…

Taha Akyol (Milliyet): Hukuk sonuna kadar işlemeli, bir daha kimse böyle şeylere cesaret edememelidir. Bu, demokrasi için de TSK’nın itibarı için de zorunludur. Askerler bir de şunu düşünmeli: Niye öyle birkaç yıldır değil, en azından yarım yüzyıldan beri darbeler, cuntalar, müdahaleler, provokasyonlar, andıçlar söz konusudur? Bu problem, “bilgi sızmasını önlemek” gibi teknik bir sorun değil, “askerî ideoloji” ile ilgili ciddi bir sorundur: TSK artık ‘toplum mühendisliği’nin çağının geçtiğini görmeli; Harbiye’den itibaren eğitimini buna göre gözden geçirmelidir.

Hasan Cemal (Milliyet): Başbuğ, kâğıt parçası derken gerçeği biliyor muydu? (…) Durum vahim. Hem de çok vahim. Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti, asker-sivil ilişkileri, askerin demokrasi içindeki konumu yerli yerine oturacaksa, bu planın arkasında yatan gerçeğin, daha doğru deyişle kirli tezgâhın ortaya hızla çıkarılması gerekir.

Ahmet Taşgetiren (Bugün): ‘Kâğıt parçası’ tanımlaması, çok erken verilmiş bir yargıdır ve kendi kendisini (Başbuğ) çok peşin bir bağlamadır. Kaldı ki ihbar mektubu, Genelkurmay Başkanı’nı dışarıdan belgeyi yargılayabilecek bir konumda değil, bizzat operasyonun içinde göstermektedir.

Yasemin Çongar (Taraf): Öncelikle yanıtlanması gereken çok kritik bir soru var; Genelkurmay karargâhının bulaştığı suç, ne ölçüde Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bilgisi dahilindedir? (…) Eğer durum böyleyse, Başbuğ, ya paşa paşa istifa etmeli ya da Başbakan tarafından görevden azledilmelidir.

Hikmet Çetinkaya (Cumhuriyet): Orgeneral Başbuğ, kurumsal sorumluluk kapsamında gerekeni yapacaktır ama bu olay bununla noktalanmaz. Türkiye, bir demokratik hukuk devletidir… Olayın bir başka boyutu, demokrasiye ve hukuk devletine aykırı cunta çalışmalarından hesap sorulması gereğidir.

Evet diğer yazarların belirttiği gibi TSK’nın içindeki bozukluk bence çok derin. Bazı yazarlar bunu 50 yıl öncesine dayandırıyorlar, ben bunu İttihat ve Terakki ve ondan miras kalan ordu içindeki masonik yapılanmaya bağlıyorum. Bu bağlar çözülmeli. Sadece bir iki kokmuş baş değil, mümkün olduğunca adil, bu tip yapılanmanın içine giren herkes temizlenmeli.

En önemlisi Harp Okulları’nda iyileştirme çalışmaları yapılmalı. Benim bildiğim daha okula alınırken, mülakat ile kendilerini uymayan zihniyetteki gençleri eliyorlar. Bunun önüne geçilmeli. Harp Okulları’na sivil öğretmen alınmalı, özellikle meslek dışı derslerin sivil öğretmenler tarafından verilmesi sağlanmalı. Öğrencilerin yatılı olduğu düşünülürse, ibadet etmelerine engel olunmamalı, bunu kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmalı ki, ordu din düşmanı imajından kurtulsun.

Categories: politika Etiketler:
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. Henüz geridönüş yok.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.