Ana Sayfa > bilim > Böyük Bilim Adamları Da Bazen Sıçar

Böyük Bilim Adamları Da Bazen Sıçar

Eskiden yazdığım, yazıştığım bazı seçme mektupları da yayınlamaya karar verdim. Bunlardan ilki bir arkadaşımın bana 28.11.2008 tarihinde gönderdiği mektuba cevaben yazdığım mektup. İlk önce arkadaşımın yazdığı mektubu görelim, gerçi aynı mektup bana Birkaç sefer daha geldi ama bilimle ilgili en kapsamlı cevabı burada yazdım. İşte arkadaşın gönderdiği e-mektup:
TANRI VAR MIDIR?
Bir üniversite profesörü öğrencilerine su soruyu sorar;
- Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?
Bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar.
- Evet, her şeyi Tanrı yarattı!
Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine ‘Evet efendim’ diye cevaplar.
Profesör devam eder.
- Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur. Çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de Tanrı şeytandır.
Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör öğrencilerine bir kez daha Tanrı’nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.
Bu arada başka bir öğrenci ayağa kalkar ve ‘Bir soru sorabilir miyim  profesör’ der. Profesör sorabileceğini söyler.
Öğrenci ‘Soğuk var mıdır’ diye sorar.
Profesör; ‘Nasıl bir soru bu böyle, tabii ki vardır’ diye cevaplar. ‘Sen hiç soğuktan üşümedin mi?’
Öğrenci ‘Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur; yaşamda/gerçekte biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (273 derece C) sıcaklığın kesin yokluğudur. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir’ der ve devam eder.
- Profesör, karanlık var mıdır?
- Tabii ki vardır.
- Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü karanlık da yoktur. Yasamda/ gerçekte karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekânın/uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçerek! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer/mekân için kullanılan bir kelimedir. O zaman size son bir soru daha sormak isterim, efendim. Şeytan var mıdır?
Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte cevaplar..
- Tabii vardır. Açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir.
Öğrenci itiraz eder.
- Şeytan yoktur efendim. Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak Tanrı’nın yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın Tanrı’nın yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir. Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan/kötülük insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde hissetmediği zaman yaptıklarının bir sonucudur. O, aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk, ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir.
Profesör kürsüdeki yerine çöker .
Genç öğrencinin adı Albert Einstein’dir.
Gerçi benim elimde, bu e-postanın İngilizcesi de var, ve kontrol ettiğim zaman bazı tercüme hataları görüyorum, ancak çıkan sonuç şu “vay baba Einstein”. O yüzden değişiklik yapmadan, e-postayı buraya aldım.. Ben de arkadaşın gönderdiği bu postaya cevaben şunu yazdım:
Hocam bu metup bana ikinci defa geliyor ancak daha önceki cevabımı bulamadığım için tekrar yazmak durumundayım.
Einstein’ın fiziği iyidir ama metafiziği bir felaket. Üstelik Einstein fizik konusunda da az hıyarlık etmemiştir. Einstein bir önyargıyı yıkmak bir atomu parçalamaktan daha zordur demiş ve ikisini de ispatlamıştır. Atomun parçalandığını zaten biliyorsunuzdur ama Einstein’ın kendi önyargısını yıkamadığını bilmiyorsunuzdur. Hıyar, evrenin o zaman ki bilim çevrelerindeki genel kanaate uygun olarak evrenin yaratılmış olduğunu kabul etmiyor evvel ezzel var olduğuna inanıyordu. Buna İngilizce steady state teorisi deniyor. Başka bir fizikçi (üstelik de papaz) kendisine yine Einstein’ın formüllerinden yola çıkarak evrenin genişlediğini bunun da big bang’e ve dolayısıyla yaratılmış olduğuna işaret ettiğini ispat etmeye kalkınca ona fiziğiniz iyi ama matematiğiniz bir felaket demişti. bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Georges_Lemaître Ama zaman içinde papazın haklı, Einstein’ın önyargısının da yanlış olduğu anlaşıldı. Kelimenin tam anlamıyla Einstein papazı bulmuş oldu.
Einstein’ın steady state teorisinde sıçmış olması zaten metafizikten anlamadığını gösteriyor. Yahudilerin teolojisini tam vakıf değilim ama İslam ve Hristiyan inancına göre Allah mutlak güç ve kuvvettir Allah’ın boş bıraktığı her hangi bir alan da yoktur. Ancak daha çok Hrıstiyan teologların iddia ettiği üzere, “şeytanın en büyük hilesi kendisinin yok olduğuna inandırmaktır.” Einstein öğretmeni ise su götürmez bir hıyar, öğle saçma mantık yürütmemi olurmuş.

Eskiden yazdığım, yazıştığım bazı seçme mektupları da yayınlamaya karar verdim. Bunlardan ilki bir arkadaşımın bana 28.11.2008 tarihinde gönderdiği mektuba cevaben yazdığım mektup. İlk önce arkadaşımın yazdığı mektubu görelim, gerçi aynı mektup bana birkaç sefer daha geldi ama bilimle ilgili en kapsamlı cevabı burada yazdım. İşte arkadaşın gönderdiği e-mektup:

TANRI VAR MIDIR? (Aynı içerikli mektubun bana bir de İngilizcesi gelmişti. İngilizcesiyle karşılaştırdığımda tercümanın hata yapmış olduğunu hatta kasıtlı olarak manayı değiştirdiğini düşünüyorum. Doğru başlık “Şeytan Var Mıdır?” olması gerekiyordu.)

Bir üniversite profesörü öğrencilerine su soruyu sorar;

- Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?

Bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar.

- Evet, her şeyi Tanrı yarattı!

Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine ‘Evet efendim’ diye cevaplar.

Profesör devam eder.

- Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur. Çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de Tanrı şeytandır. (İngilizce metinde böyle çıkarım yok, burada da tercümanın kasıtlı hata yaptığını düşünüyorum, hata yaptığı gibi mantıktan da haberi yok bu tercümanın.)

Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör öğrencilerine bir kez daha Tanrı’nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.

Bu arada başka bir öğrenci ayağa kalkar ve ‘Bir soru sorabilir miyim  profesör’ der. Profesör sorabileceğini söyler.

Öğrenci ‘Soğuk var mıdır’ diye sorar.

Profesör; ‘Nasıl bir soru bu böyle, tabii ki vardır’ diye cevaplar. ‘Sen hiç soğuktan üşümedin mi?’

Öğrenci ‘Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur; yaşamda/gerçekte biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (273 derece C) sıcaklığın kesin yokluğudur. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir’ der ve devam eder.

- Profesör, karanlık var mıdır?

- Tabii ki vardır.

- Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü karanlık da yoktur. Yasamda/ gerçekte karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekânın/uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçerek! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer/mekân için kullanılan bir kelimedir. O zaman size son bir soru daha sormak isterim, efendim. Şeytan var mıdır?

Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte cevaplar..

- Tabii vardır. Açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda,  şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir.

Öğrenci itiraz eder.

- Şeytan yoktur efendim. Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak Tanrı’nın yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın Tanrı’nın yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir. Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan/kötülük insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde hissetmediği zaman yaptıklarının bir sonucudur. O, aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk, ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir.

Profesör kürsüdeki yerine çöker .

Genç öğrencinin adı Albert Einstein’dir.

Gerçi benim elimde, bu e-postanın İngilizcesi de var, ve kontrol ettiğim zaman bazı tercüme hataları görüyorum, hatta tercüman başlığı bile doğru tercüme edememiş, ancak çıkan sonuç şu “vay baba Einstein”. O yüzden değişiklik yapmadan, e-postayı buraya aldım. Ben de arkadaşın gönderdiği bu postaya cevaben şunu yazdım:

Hocam bu metup bana ikinci defa geliyor ancak daha önceki cevabımı bulamadığım için tekrar yazmak durumundayım.

Einstein’ın fiziği iyidir ama metafiziği bir felaket. Üstelik Einstein fizik konusunda da az hıyarlık etmemiştir. Einstein bir önyargıyı yıkmak bir atomu parçalamaktan daha zordur demiş ve ikisini de ispatlamıştır. Atomun parçalandığını zaten biliyorsunuzdur ama Einstein’ın kendi önyargısını yıkamadığını bilmiyorsunuzdur. Hıyar, evrenin o zaman ki bilim çevrelerindeki genel kanaate uygun olarak evrenin yaratılmış olduğunu kabul etmiyor evvel ezzel var olduğuna inanıyordu. Buna İngilizce steady state teorisi deniyor. Başka bir fizikçi (üstelik de papaz) kendisine yine Einstein’ın formüllerinden yola çıkarak evrenin genişlediğini bunun da big bang’e ve dolayısıyla yaratılmış olduğuna işaret ettiğini ispat etmeye kalkınca ona fiziğiniz iyi ama matematiğiniz bir felaket demişti. bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Georges_Lemaître Ama zaman içinde papazın haklı, Einstein’ın önyargısının da yanlış olduğu anlaşıldı. Kelimenin tam anlamıyla Einstein papazı bulmuş oldu.

Einstein’ın steady state teorisinde sıçmış olması zaten metafizikten anlamadığını gösteriyor. Yahudilerin teolojisini tam vakıf değilim ama İslam ve Hristiyan inancına göre Allah mutlak güç ve kuvvettir Allah’ın boş bıraktığı her hangi bir alan da yoktur. Ancak daha çok Hrıstiyan teologların iddia ettiği üzere, “şeytanın en büyük hilesi kendisinin yok olduğuna inandırmaktır.” Einstein öğretmeni ise su götürmez bir hıyar, öğle saçma mantık yürütmemi olurmuş.

Bu dünyada hiç kimse ilah değil, ister bilim adamı olsun, ister din adamı olsun hataya açıklar. Aşağıda “Tanrı Var Mıdır?” başlıklı yazının İngilizce Power Point sunum dosyası halindeki daha orijinal hali. Görüldüğü üzere tercüman başlığı bile doğru tercüme edememiş. Doğrusu “Şeytan Var Mıdır?” olacaktı.
ME:O
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. Henüz geridönüş yok.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.